20 Temmuz 2017 Perşembe

Mesela...

saçların dökülürdü omuzlarıma
başını başıma yasladığında
kirpiklerinde yürümek isterdim
gözyaşların konardı yağmur tanesinin yaprağa konduğu gibi
kıskanırdım gözyaşlarını bile
bir kere benim için damlamadı
içim kan ağlardı ağıtlar yakardı sana
sesimi duyardın ama beni işitmezdin
ellerin titrer avuç içlerin terlerdi oluk oluk
hayaller kurardın yanımda
bırakmam ben seni derdin de bende inanırdım
hiç bir işi beceremezdim de hayal kurmayı biliyorum derdim
meğer hayal bile kuramazmışım
ya da hayal kurar ama altından kalkamazmışım
bilemezsin her tende aynı yüzü aramayı
hayat denen kumarın hilesi buda
önüne başka bir kart sunar ve sende
kazanmayı hedeflersin ki
sonuç hep kaybedersin
ben üzülmeyi unuttum ben ağlamayı da unuttum
son gözyaşlarımı omuzlarında bıraktım
ve seni seviyorum lafının en güzelini
kafana taç yapıp kondurdum
o kadar güzel gülerdin ki oturur izlerdim
bir ömür gül bir ömür izlerdim
hele güldüğünde ortaya çıkan inci tanesi dişlerin
ön dişlerin uzundu utanırdın benim çok hoşuma giderdi
kapatacaksın diye diyemezdim ki ne kadar da güzel
içimde kaldı her şey, içimde kaldı
ulan tortulaşmış gözaltıların seni seviyorum derdi
utanınca kızaran yanakların
yanaklarında çıkan küçücük gamzelerin
boynundan koklayarak öpmek isterdim
doya doya içime çekmek ve dünyanın en güzel kolyesini bırakmak
ne yaptıysam kaçtın, kaçmak istedin
gitme de diyemedim sana çünkü gitmelere
vedalaşmalar ve elvedalara sen alıştırdın beni

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Zamansız Ağrılar

yoruldum artık sana gel demekten koş demiyorum sana gel emekle aşkın motiflerini dokudum el emekten gelmeyecek gelde bekle yolcu yolund...