13 Aralık 2013 Cuma

Ne hırsım ne vuslatım ne tılsım ne sus payı
Bi nefretim var düşünüyorum bazen onu kusmayı
Bazen istiyorum kan kusmanızı
Bu benim elimdeyken tehlikeli uçtasınız 

10 Aralık 2013 Salı

Ölüm bahçesinde en kırmızı gül benim
Dün denen yalanlarla geçti bak en güzel günlerim
Dün değil bugündeyim bugün senin bu dün benim
Ve öyle sert de birisi değilim gülseniz gülümserim
Vaz geçilmiyor senden.
Bak yine yağmur anlatıyor seni.
Hemde aynı seni anlatıyor.
Bir çok insana hayat verirken,
Bir kaç insanıda mahcup bırakıyorsun güneşe..
Güzel olan her şey gibi sende zararlısın.
Sağlığa,hayata,dünyaya...
Kahvemden al.
Dudağımdan dökülmeden onu bul.
Kulağına ulaşmadan deki sus.
Benim utancım kendime yeter zaten.
Seni sevdim ya destursuz.
Bak taşıyorum külfetini.
Bana bu cürreti verme dedim.
Ama dinlemedin...
Bir cümle yazdım başı sen sonu sen
Hayal ettim yine sen ve ben 
Küçücük yaşlı bir ev 
Elimden tut ve peşimden gel
Eksildim.
Günden güne eskitildim.
Yine es geçildim.
Hep bekletildim, hiç geri dönmediler.
Ağzımla kuş tuttum yine görmediler.
'Yaz' dedi kalem 'onu yaz' dedi bana.
Dök dedi içini ki sesin duyulsun.
Alıştırmadan peşin söyle ki açık sözlü kişiliğine vurulsun.
Tam yeri şimdi bana şans dile.
Tedirginim eteğimdeki taştan bile.
Bunu yazmam bir intihar.
Bile bile sessiz kalmam bir daha!
Ne yaparsan yapim yine aynı sonuç.
Ama yaşarken ölmek zor bir durum.
Bunu kabullenip kendime gelmem şart.
Acıların en onursuzudur aşk!
Şimdi yağmur yağıyor usulca düşüyor damlalar,
Göz yaşları gibi.
İncinecek bir çiçek var sanki,
Bir çiçek…
Senin gibi dirençli ve coşkun
Senin gibi sessiz ve güzel
Senin gibi hayat yüklü ve narin
Senin gibi hasret kokan…


Zamansız Ağrılar

yoruldum artık sana gel demekten koş demiyorum sana gel emekle aşkın motiflerini dokudum el emekten gelmeyecek gelde bekle yolcu yolund...